Arama :

 
Ziyaretçi Defteri Tavsiye Et Firma Rehberi Ana Sayfam Yap Sitene Ekle Seri İlanlar İletişim Künye

24 Haziran 2021 Perşembe 15:09    

 Namaz Vakitleri

 
 Ziyaretçi Sayısı
Online :  1 kişi
Bugün :  189 kişi
Toplam :  894224 kişi

 

İnançlı, takva sahibi ve işin ehli, erbabı olan adayları oylarımızla desteklemektir.
 
 Reklam
Oy Vermek Sorumluluktur
16 Temmuz 2007 Pazartesi 13:02
İnançlı, takva sahibi ve işin ehli, erbabı olan adayları oylarımızla desteklemektir.

Yapılması gereken nedir? O da şudur: İnançlı, takva sahibi ve işin ehli, erbabı olan adayları oylarımızla desteklemektir. Çünkü dost-düşman herkes takdir etmiştir ki: En başarılı hizmetleri Türkiye’de Millî Görüşçü hükümet yapmıştır. Milli Görüşün üç önemli özelliği ve temel ilkesi vardır. Bu temel ilkeler Hakkı üstün tutmak, maneviyatçı olmak ve nefsi terbiye etmek. İşte bu nedenle işi ehline vermek gerekir!

Dinimiz kendine sahip olmayan, ruhuyla bedeni, dünyasıyla ahireti, işiyle ibadeti arasında denge kuramayan, hayatı sadece yeme, içme, eğlenme ve para kazanma çerçevesinde düşünen kişilerin başa geçmesine, idari işlerin ağırlığını yüklenmesine cevaz vermez.

Çünkü bu ölçüde olan, iş başına getirildiği takdirde önce o memleketin kıyameti kopar. Ebû Hureyre (R.A.)’den rivayete göre: “Kıyamet ne zamandır?” diye soran bir arabiye Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:

- Emanet zayi edildi mi, kıyametin kopmasını bekle, pek yakındır, buyurdular. Arabi:

- Emaneti zayi etmek nasıl olur? diye sordu. Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:

“İş, ehli olmayana verildi mi, kıyameti bekle, pek yakındır”, (Buhari, İlim: 2, Rikak: 35, Müslim, Rikak: 36) buyurdu. Hadis-i şerifin son cümlesindeki: “Emanet”ten maksadın: Devlet ve her çeşit idare işleri, diğer bir ifadeyle amme velayeti olduğu anlaşılmaktadır.

Gerçek şu ki: Ehli olmayan kaptan, gemisini; ehil olmayan şoför, arabasını; ehil olmayan pilot, uçağını mahvettiği gibi kendisini ve içindekileri de yok eder. Devlet idaresini, amme velayetini bile bile ehliyetsiz ellere teslim edenler, bütün memleketi batırmak veya onu asırlar boyu geri bırakmak bahatsızlığı ve günahı altında ezilip giderler.

Ayrıca bir cemiyette işler iyi gidiyorsa, o cemiyette işler ehline ve erbabına verilmiş demektir. Şayet iyi gitmiyor, o cemiyetin fertleri sıkıntılar, ıstıraplar ve anarşi içinde kıvranıyorsa, o cemiyette işler, ehil olmayan beceriksiz kişilere teslim edilmiş demektir.

Binaenaleyh şahsî ihtiras ve çıkarları uğruna, şu veya bu gerekçelerle ehil olmayan kişileri iş başına getirenler çok büyük vebal altındadırlar.

O halde yapılması gereken nedir? O da şudur: İnançlı, takva sahibi ve işin ehli, erbabı olan adayları oylarımızla desteklemektir.

Çünkü dost-düşman herkes takdir etmiştir ki: En başarılı hizmetleri Türkiye’de Millî Görüşçü hükümetler yapmıştır.

Milli Görüşün üç önemli özelliği ve temel ilkesi vardır. Bu temel ilkeler Hakkı üstün tutmak, maneviyatçı olmak ve nefsi terbiye etmek.

Millî Görüş: Ne zulmeden, ne zulme boyun eğen, özgür ve hak sahibi olarak doğanların, özgür ve hak sahipleri olarak yaşadıkları, kan ve gözyaşının akmadığı barış, huzur ve refah içinde, halkın gözü önünde, halkla beraber yönetilen, şahıs ve ailelerin, zümre ve sınıfların kayrılmadığı, yalansız, dolansız, talansız, rüşvetin kökünden kazındığı, haksız vergi ve fonların olmadığı, zamsız, enflasyonsuz, faizsiz, parası sağlam, yatırım ve üretimi engellenmeyen ve pahalılaştırılmayan, işsizliği önlenmiş, çalışanları ezilmeyen, borç ve faiz batağından kurtarılmış kendi gücüyle kalkınan tam bağımsız, savunma sanayii modernleştirilmiş ve dışa bağımlılıktan kurtarılmış, şehirlerin ve beldelerin yerinden yönetildiği, kadına saygınlık kazandıran ve aileyi yücelten, çocukların sevgi ve kitapla büyüdüğü ve gençlerimizin geleceğe güvenle baktığı, özürlülerini, yoksullarını ve kimsesizlerini gözeten, havası, suyu, toprağı temiz, sağlık sorunu çözülmüş, konut sorunu çözülmüş, trafik sorunu çözülmüş, şehir ve belde sokakları çöplerden arındırılmış, yaşanabilir bir Türkiye’yi va’d etmektedir. Gelin buna destek olalım. Çünkü ALLAH Teâlâ şöyle buyuruyor:

“İyilik etmek ve takva yani ALLAH’ın yasaklarından sakınma üzerinde birbirinizle yardımlaşın. Günah işlemek ve düşmanlık üzerine yardımlaşmayın. ALLAH’tan korkun; çünkü hiç şüphe yok ki ALLAH’ın cezası çok çetindir, şiddetlidir.” (Maide Suresi: 2)

Muhterem okuyucu!

“(Kıyamet) gününde bütün insanları (dünyada iken peşlerinden gittikleri, destekledikleri) önder ve liderleriyle birlikte çağıracağız... (İsra sûresi: 71) Ayet-i kerimesini dikkatlice oku... Hem de birkaç kere... Sonra da iyice bir düşün... Yarın ALLAH Teâlâ’nın huzuruna kimin ardında çıkmak istiyorsun? İyi bil ki, verdiğin oyla kimi desteklemiş isen onunla beraber olacaksın...

Son yapılan milletvekili seçimlerindeki oy oranına veya bugünlerde yapılan anketlere bakarak sakın ümitsiz olmayalım. Oyum zayi olur diye korkmayalım. Çünkü hakikat güneşi, bütün balçıkla sıvamalara rağmen görünmeye başlamıştır.

Unutmayalım ki, Hak yol üzerinde yürüyen bir tek adam olsa, altı milyar insan da onun karşısında yer alsa bizim yerimiz haklının yanında yer almaktır. Cenab-ı Hak şöle buyuruyor:

“Eğer yeryüzünde bulunanların çoğuna uyacak, itaat edecek olursan; seni ALLAH’ın yolundan saptırırlar. Çünkü onlar sadece zanna uyarlar, ve yalandan başka söz de söylemezler.” (En’am Sûresi: 116)

Eğer çoğunluk hakkın, doğrunun yanında ise mesele yok. Ama Amerika’da erkeğin erkekle, kadının kadınla evlenmesi kanun haline getirilmiş. Çünkü oylamada çoğunluğu almış. Şimdi bizim, çoğunluğa uymak mantığıyla yanlışın yanında olmamız mümkün değildir.

Bu dünya imtihanında, temel ölçü şu olmalıdır: Her zaman Hak üzere ve Hakk’a taraftar olmak... Galibiyet, çokluk, zenginlik, mevki, makam aslâ mühim değildir.

Nice Peygamber gelmiş, ona mahdut sayıda insanlar tabi olmuş, sözüne kulak vermiş. Peki o Peygamberler vazifesini yapmamış mı? Onlar vazifesini yapmışlardır. Nice İslâm âlimi gelmiş, hayatları boyunca çileler çekmiş. Ömürlerini zindanlarda, mutlak tecrit altında geçirmişler; hatta içlerinde işkence altında veya darağacında can verenler olmuş. Peki onlar vazifelerini yapmamışlar mı? Yapmışlar ve Cenab-ı Hakk’ın huzuruna yüz akıyla gitmişler.

Hakk’ın, hakikatın ölçüsü galip gelmek, muzaffer olmak değil; Hakk’ın yolunda olmak, Hakk yolda yürümektir. Bu hususta Celaleddin Harzemşah’ın güzel bir sözü var. Kendisine, “Sen muvaffak, muzaffer olacaksın!” diyen yakınlarına şu cevabı vermiştir.

“Benim vazifem, galip olmak, muzaffer olmak değil; ALLAH yolunda cihad etmektir. Muvaffak edip etmemek ALLAH’ın işidir. Ben ALLAH’ın işine karışmam...”

İşte güzel bir ölçü.

Hakk yolda mısın; sözünle, özünle, davranışlarınla, metotlarınla Hakk üzere misin; Hakk’tan zerre miktar ayrılmamaya kararlı mısın; o vakit zerre miktar endişe etme, yüreğin ferah olsun, başın dik yürü ve aslâ endişelenme!... Çünkü gelecekten asla ümit kesilmez. Zülüm ebedi olamaz. Kötülük mutlaka hüsrana uğrayacak, Adalet ve İyilik galebe çalacaktır.

Müslümanlar!..

Gözlerinizi açınız... Uyarılara kulak veriniz... Yalan söyleyenlerden, verdikleri sözleri tutmayanlardan, emanete hıyanet edenlerden, haram yiyenlerden, ribacılardan, kara servet sahiplerinden bu ülkeye, bu dine, bu halka ve bu devlete hayır gelmez.

Futbol kulübü tutar yahut bir derneğe destek verir gibi parti tutma. Ahlak, fazilet ve bilgelik değerlerini ayaklar altına alanları desteklersen, ileride çok pişman olacaksın, “Ah ellerim kırılsaydı da keşke onlara oy vermemiş olsaydım...” diyeceksin, Lakin iş işten geçmiş olacak.

Müslüman!

Dinin temel kurallarını çiğneyenleri destekleme. Haram yiyenleri destekleme. Emanetlere hıyanet edenleri destekleme. Kara, haram, necis, kirli servet sahiplerini destekleme, bütçe hortumlayanları destekleme, ribacıları destekleme, Siyonistlerin ve Evangelistlerin müttefiklerini destekleme, arivistleri destekleme.

Doğruları destekle, ihlas sahiplerini destekle, mal ve servet konusunda temiz olanları destekle, ehil ve layık olanları destekle, yalan söylemeyenleri, halkı aldatmayanları destekle, Kur’an ve Peygamber ahlakıyla ahlaklı olanları destekle.

Hak da bellidir, bâtıl da... Bozuklar ve batıl desteklenirse, Mevlâ değil; Belâ Bulunur!..

Oyumuzu Milli görüşe verelim, tevekkül edelim. Yapılan seçimler memleketimize, milletimize hayırlara vesile olsun. Amin.

Vatandaş! Zâlimleri Destekleme

Ülkenin iyi idare edilmesini istiyorsak, şu hususlara dikkat etmeliyiz:

• Seçeceğimiz vekillerin akçalı işlerde son derece temiz ve şeffaf olmaları gerekir.

• Faziletli kimseleri seçmeliyiz.

• Vekillerin hikmet/bilgelik sahibi olmaları gerekir.

• Şu uyarıyı hiç unutmayalım: “Kişinin namazı ve orucu sakın seni zarara uğratmasın. Sen onun dinar ve dirhemlerle, parayla olan muamelatına bak.”

• Daha önce milleti kandırmış olanlar kesinlikle desteklenmemelidir. Bir mümin, aynı yılan deliğinden iki kere sokulmaz; geçmiş tecrübeler unutulmamalıdır. Muhalefette arslan, iktidarda tavşan olanlar unutulmamalıdır.

• Yalan söyleyip halkı aldatmış olanları desteklemek hıyanet olur.

• Kendisinde münafıklık alametleri bulunan kimseleri destekleyenler Türkiye’nin temellerini dinamitlemiş olurlar.

• Futbol kulübü gibi parti tutulan bir ülke batmaya mahkumdur.

• Fakir halk çocuklarını ateşe süren, kendi çocukları ise yan gelip yatan kimseleri destekleme,

• Bozuk düzenin haram rantlarını yiyenlerden hayır gelmez.

• “Men lehu kînun leyse lehu dînun...” buyrulmuştur. Aşırı kindar kişilerden uzak durunuz ve onları desteklemeyiniz... Sevgili vatandaşlar, yukarıdaki ilke ve uyarılara dikkat etmezseniz, çok yakın zamanda “Ah keşke elim kırılsaydı da...” diyerek derin pişmanlıklar içinde kalacaksın. Zulüm ve zalimlik çok geniş kavramlardır. Beytülmali yağmalayanlar zalimdir. Halka verdikleri sözleri tutmayanlar da zalimdir. Yalan söyleyenler zalimdir. Emanetleri ehline vermeyenler zalimdir.

Kendi çocuğu bir suç işleyince örtbas edenler cahildir.

Kendi çocuklarını tehlikeli yerlerde hizmete göndermeyenler, hattâ hiç hizmet ettirmeyenler de suçlu ve zalimdir.

İslâm düşmanları ile gizli ittifaklar yapanlar zalimdir.

Onlar, bu günahları ve azgınlıkları yüzünden öncelikle kendilerine zulm etmişlerdir.

Vatandaş!.. Zalimleri destekleme... Desteklersen, sen de zalimlerden olursun...

ALLAH zalimleri sevmez... Zulmün desteklenmesinden razı ve hoşnud olmaz...

Doğruları destekle ki; felah, necat, selamet bulasın.

Ey Müslümanlar! Doğru Olmayanları Desteklemeyin

Bir Müslüman fanatik, militan, saldırgan şekilde din düşmanlığı yapan, vatandaşın en tabiî hakkı olan din hürriyetini ihlal eden siyasetçileri destekleyebilir mi?

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın iki uzun ve gerekçeli fetvasına göre İslam dininde farz-ı ‘ayn olan tesettürü ve başörtüsünü yasaklayan zihniyet desteklenir mi?

Başörtüsü yasağı bir zulüm değil midir?.. Zulüm Kitab ile, Sünnet ile, İcmâ-i Ümmet ile haram değil midir? Müslüman, zalimleri destekleyebilir mi?

Dinimiz helal ticareti, helâl kazancı, helal işleri teşvik etmiştir. Buna mukabil haram, necis, pis, kara kazançları yasaklamıştır. Müslüman kara para sahiplerini destekleyebilir mi? Böylelerini destekleyenler Mevla’larını mı bulur, yoksa belâlarını mı? Sen ne karışıyorsun, bu ülkede hürriyet var, ben dilediğime oy verir, dilediğimi seçerim... Buna karışan yok. Ben sadece uyarıyorum, ihalelere fesat karıştıranları...

Müslüman kardeşim, sana soruyorum:

* Yalan söylemek münafıklık değil midir?

* Söz verip de o sözü yerine getirmemek yine münafıklık alameti değil midir?

* Kendisine bir şey emanet edildiğinde o emanete hıyanet etmek de münafıklık değil midir?

* Sevgili Peygamberimiz sallALLAHu aleyhi ve sellem, Müslümanları aldatanlar için “Bizi aldatan bizden değildir” dememiş midir?

* İslâm dini hırsızlığı büyük bir suç ve ahlaksızlık olarak kabul etmemiş midir?

* Resul-i Kibriya Efendimiz “Rüşvet alan da veren de ateştedir” buyurmamış mıdır?

* Din-i mübin-i İslâm ve Şeriat-ı Ahmediyye, ribanın her türlüsünü haram kılmamış mıdır?

* Kara, kirli, necis, haram servetler dinimizce lanetlenmemiş midir?

* Bu din bize insan için en tehlikeli düşmanın kendi nefs-i emmaresi olduğunu haber vermiyor mu?

* Dinimiz lüksü, israfı, saçıp savurmayı, aşırı tüketimi, gösterişi yasaklamamış mıdır?

* Büyük din alimleri, kamil mürşidler, imamlar/önderler ihlası zedeleyen helak edici huyları açıkça ve ayrıntılı şekilde beyan etmemiş midir?..

Yukarıda 11 madde sıraladım. Bu rakamı çoğaltmak mümkündür. Lakin aklı, şuuru, vicdanı olana bu kadarı yeterlidir.

Şimdi sana soruyorum: Sen bir Müslüman olarak birtakım yalancıları, münafıkları, isyankarları, azgınları, hırsızları nasıl destekleyebilirsin?

ALLAH Teâlâ “Ey iman edenler!.. ALLAH’tan korkunuz ve doğrularla birlikte olunuz...” buyuruyor

Sen ALLAH’a, Peygambere, Kur’an’a iman etmiş bir Müslüman olarak kendini bu ayetteki emrin dışında mı görüyorsun?

Yoksa ben hem Müslüman geçinirim, hem de münafıkları, bozukları desteklerim mi diyorsun?

İsim vererek kim doğrulardandır, kim yamuklardandır şeklinde bir açıklamam yok. Zaten gücüm böyle bir şeye yetişmez.

Devlet ve ülke idaresinde mutlaka doğruları vazifelendirmeliyiz. Devletin ve belediyelerin bütçelerini hortumlamayacak... Kara, haram, kirli, necis, pis servet edinmeyecek.

Emanetlere hıyanet etmeyecek... İşleri, vazifeleri, makam ve mevkileri, memuriyetleri ehil ve layık olanlara verecek. Bunları kendi akrabalarına, hemşehrilerine, parti üyelerine peşkeş çekmeyecek.

Müslümanlıkta “Onların hırsızları çok kötüdür, benim hırsızlarım onlar kadar kötü değildir, ne de olsa bizdendir...) gibi şeytanî kuruntular yoktur. Peygamberimiz ne buyurmuşlar? “Muhammed’in kızı Fatıma hırsızlık yapacak olsa onun da elini kestiririm!” dememişler mi?

Ey Müslümanlar! Size şu veya bu kişileri destekleyin, onları seçin demiyorum. Sadece ALLAH’ın emrini bilin ve doğrularla birlikte olun, doğruları destekleyin diyorum.

Müslüman, münafığı destekleyemez.

Müslüman, haram yiyiciyi destekleyemez.

Müslüman, yeryüzünde fesat çıkartanları destekleyemez.

Müslüman, rüşvetçiyi destekleyemez.

Bazıları “Biz bildiğimizi okuruz...” mu diyorlar?

Ya öyle mi?.. O halde başlarına gelecek bela, azab ve musibetlere hazır olsunlar. Hak Teala hazretleri münafıkları, yalancıları, haram yiyicileri, saçı bitmedik yetimlerin ve fakir halkın hakkını yiyenleri, kara para sahiplerini, ribacıları sevmez. Böylelerini destekleyenler, böyleleri ile birlikte olanlar, böylelerini sevenler iflah olmaz. Daha sonra “Keşke elim kırılsaydı da o zalimleri desteklememiş olsaydım...” dememek için kalp gözlerinizi açık tutunuz?..

Şunu da iyi biliniz ki, nifak küfürden eşeddir. Bu münafıkların dillerinden Kur’an âyetleri, Peygamber hadîsleri, fıkıh ve Şeriat kuralları düşmez ama yaptıkları Kur’an’a aykırıdır, Sünnet’e aykırıdır, Şeriata aykırıdır, İslâm ahlakına aykırıdır.

Bunlar haram yer. İslâm ise haram yemeyi büyük günah kabul eder.

Bunlar ribacıdır. İslâm ribayı haram kılmıştır.

Bunlar yalan söyler, halkı aldatır. Peygamber sallALLAHu aleyhi ve sellem böyleleri için “Bizi aldatan bizden değildir” buyurmuştur.

Bunlar vaad ederler, söz verirler ama yerine getirmezler.

Bunlar kendilerine tevdi edilen her türlü emânete hıyanet ederler. Memuriyetleri, makam ve mevkileri, işleri, hizmetleri ehil ve layık olanlara değil; kendi yakınlarına, dostlarına, fırkadaşlarına peşkeş çekerler, böylece memleket işlerini fesada verirler.

Bunlar İslâm’ın ve Müslümanların en azılı, en amansız, en yavuz, en acımasız, en kanlı düşmanları olan Siyonistlerle ve agresif Evangelistlerle açıkça ve sinsice derin işbirliği yaparlar.

Bunlar nefs-i emmâreleriyle cihad yapmazlar. Yularlarını şeytanın ve nefslerinin eline vermişlerdir.

Bunların ana felsefesi “Miri malı deniz, yemeyen domuz”dur.

Bunlar hizmet diye ortaya çıkmışlar ve bir sürü hezimet üretmişlerdir.

Türkiye için tek kurtuluş yolu gerçek İslâm’dır. Din sömürücüsü münafıklar ve arivistler gerçek İslâm’ın yerine uydurma, düzmece bir ılımlı, ehlî, light İslâm çıkartmak istiyor.

İslâm ile küfür, hidayet ile dalâlet, hak ile bâtıl asla uyuşmaz, bağdaşmaz, bir araya gelmez. İslâmcı münafıklar bunları bağdaştırmaya çalışıyor. Niçin? Kendi menfaatleri için... Siyonistlerden ve Evangelistlerden böyle yapın emri ve tavsiyesi geldiği için.

İslâm dini lüksü, gösterişi, aşırı tüketimi, sosyal adaletsizliği, aşırı konforu yasak kılmıştır. Bunlar bu saydığım büyük kötülüklere gırtlaklarına kadar batmıştır.

Onlar dünya sarhoşu olmuşlardır. Bu sarhoşluk onların gözlerini perdelemiş, kulaklarını tıkamış, kalplerini mühürlemiştir. Nasihatleri, uyarıları dinlemezler.

Onlar ne oldum delisi olmuşlardır. Ne olacaklarını düşünmezler.

Onlar sadece kendilerini yakmadılar, Türkiye’yi de yaktılar.

Onlar bilgelikten, firasetten, fetanetten fersah fersah uzaktır.

Mehmet Talü


Kaynak: Milli Gazete
Referans: www.milligazete.com.tr/index.php?action=show&type=writersnews&id=13550
Bu Haber Toplam 2603 Defa Okunmuştur
Yorum Ekle Yazdır Yukarı
Bu yıl pikniğimizi ne zaman nerede yapalım?
20 Mayıs Cumartesi Arnavutköy'de
21 Mayıs Pazar Kemerburgaz'da

Narmikan TV
  Resim Galerisinden


Gurbetçi Resimleri


Sizden Gelenler


Tüzüğümüz


Kurban Bayramı


Kahveyanı


Aşağı Mahalle


Foto Galeri


2006 Asker Gecesi


9.Dönem Yönetim Kurulu


Deregözü

  Kuzgun Röportaj
    Diğer Röportajlar
 
  Haftanın Yazarı
ibrahim Balcıoğlu
Hakkını Helal Et Ana!
Ayhan İnal
Bir Babanın Oğluna Doğum Güne Mesajı
Misafir Yazar
Fındık Üzerinde Oynanan Oyun
   Diğer Yazarlar
 
   

 Kullanıcı
 Parola
  Yeni Üye Şifremi Unuttum
 

İlkelerimiz | Yasal Uyarı

 :: Ana Sayfa :: Editöre Gönder :: Günün Haberleri :: İletişim

 

Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
© 2007-2021 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: 0212-618 66 28  |  Faks: 0212-618 66 28  |  Destek:
Sayfa Üretimi: 0.0955  | Teknik Destek: Cizginet & Webdizayntürk
Haberler artık Outlook'ta